Giresun Sanat

BAZI ŞARKILAR/TÜRKÜLER VE ÖYKÜLERİ

BAZI ŞARKILAR/TÜRKÜLER VE ÖYKÜLERİ
9 kez
08 Mart 2026 - 19:56
5. İLK TÜRK VALSİ: “GÜLNİHAL”
Beste öyle, “Ben bugün bir beste yapacağım” diye kağıdı, kalemi eline alıp notaları portelerin üzerine dizmekle olacak iş değildir.
Önce ilham perisi gelip başınıza konacak, sonra içli duyguları musıki akışı içinde kulaklarınıza fısıldayacaktır.
Onun da zamanı ve mekanı belli olmaz.
Bazen sokakta yürürken, bazen ormanda gezinti yaparken, bazen kumsalda denizi seyre dalarken, bazen de sıcacık yatağınızda buluverir, sizi. Eh kağıt-kalem de hazırsa, -ki şair ve bestekarların mutlaka hazırdır- notalar makam makam, usul usul dökülüverir portelerin üzerine.
Tabi ki bazı istisnalar da vardır.
Örneğin, “Gülnihal” adlı 180 yıllık şaheser.
İlk “Türk valsi” olarak kabul edilen bu eser, birden bire gelmiş bir ilhamın sonucu bestelenmemiştir.
Biraz, yenilik taraftarı Padişah 1.Abdülmecit’in ısrarlı ricası, biraz da, sarayda konuk olarak bulunan Fransız müzisyenlerin alayımsı söz ve davranışlarıdır, bu muhteşem bestenin ortaya çıkmasının nedeni.
Günümüzün argo tabiriyle, “Mecburen, mecburiyetten”!..
Nasıl mı?
Önce filmi başa sarıp, anlatmaya başlayalım.
Osmanlı’da, 1826 yılında Padişah 1.Mahmut’la birlikte başlayan batılılaşma hareketleri, oğlu 1.Abdülmecit’le hız kesmeden devam etmektedir.
Her alanda olduğu gibi, müzikte de yenilik yapılması taraftarı olan Padişah 1.Abdülmecit, iyi derecede Fransızca konuşur, batı musıkisini de çok beğenirdi.
Saray musıkisinin de böyle olmasını arzu eder, devrin en büyük bestekarlarından Hamamizade İsmail Dede Efendi’den batılı tarzda eserler ortaya koymasını isterdi.
Günlerden bir gün Sultan Abdülmecid, Dolmabahçe Sarayı’nda Fransız müzisyenleri ağırlar. İlk gün mabeyn salonunda Fransızların verdiği konserde vals çalınıp dans edilirken, Padişah da bu gösteriyi hayranlıkla izler.
Konserden sonra konuklara çeşitli hediyeler verir.
Lakin biraz sıkıntılıdır. “Niçin bizim de böyle bir müziğimiz yok” diye
hayıflanmaktadır.
Devrin en büyük üstadı Hamamizade Dede Efendi’yi bir kenara çekerek; “Bu gün yapılan eğlenceyi gördün, yarın için ne düşünüyorsun? ” diye sorar.
Büyük müzik dahisi Dede Efendi mesajı alarak, “Hiç merak etmeyin hünkârım, elimden geleni yapacağım” der, müsaade isteyerek Padişah’ın yanından ayrılır, Fransız bestekârlar ve müzisyenlerle buluşur. Onlarla musiki üzerine koyu bir sohbete dalar.
Sohbette herkes kendi musikisinin üstün olduğunu iddia ederek övmeye başlar.
Sohbet o kadar kızışır ki, sonunda bu tartışmalar yerine ağız kavgasına bırakır.
Dede Efendi konuklara dönerek; “Bizim musikimizin üstünlüğü,
makamlarıdır. Peki ya sizin üstünlük ısrarınızın sebebi nedir?’’ diye sorar.
Bu soru karşısında Fransız müzisyenlerden biri ortaya atılıp;
“Tüm dünyanın bildiği ve saygı duyduğu vals müziğimiz var’’ der.
Dede, altta kalmamak için bizim de vals müziğimiz olduğu yalanını söylemek mecburiyetinde kalır.
Bu ani çıkıştan kuşkulanan Fransızlar, karşı atağa geçerler:
“Bize bir eser lütfedebilir misiniz?’’
Bu ricayı Dede Efendi, bugün çok yorulduğunu, arzu ederlerse yarın çalabileceğini söyleyerek savuşturup, müsaade ister.
Fransız konuklar, alayımsı bir ifadeyle;
“ Tabi ki efendim ama fazla geç kalıp da bizleri meraklandırmayın” derler.
Dede Efendi konağına çekilir.
Artık onun için çok uzun bir gece başlıyordu.
Bir tarafta Padişah’ın ısrarlı ricası, diğer yanda Fransız konuklara söylemek mecburiyetinde kaldığı yalan.
Çünkü o zamana kadar Türk Müziğinde hiçbir sanatçı vals müziği bestelememişti.
O gece kara kara düşünür. Çünkü işin ucunda hem Padişah’a ve hem de Fransız konuklara mahcup olmak vardı. Daha da kötüsü Türk Müziği’nin aşağılanması söz konusuydu.
Önce bir besmele çeker, ardından, Halil Paşa adına Gülnihal kalfa için yazdığı şiire bir beste oturtur.
Rast makamında ve semai usulünde yani 3/4 lük vals ritminde bir beste çıkar ortaya.
Ertesi gün müzik ziyafeti sırası bu defa Dede Efendi’dedir.
Localarında yerlerini alan başta Padişah 1.Abdülmecit ve Fransız konuklar olmak üzere tüm davetliler Dede Efendi’ye odaklanır.
Padişah 1.Abdülmecit umutsuzdur.
Dede Efendi, Türk Müziği’nde vals ritminde bestelenmiş ilk yapıt olan “Yine bir gülnihal” eserini sazende arkadaşlarıyla çalmaya başlar.
Kendilerini müziğin ritmine kaptıran başta Padişah 1.Abdülmecit ve Fransız konuklar olmak üzere tüm davetliler şaşkınlık içindedir.
Kendi tarzlarında güçlü ve coşkulu bir ritimle Türk Musikisi icra edildiğini gören Fransızlar, hanımlarını dansa kaldırmaktan kendilerini alıkoyamazlar:
“Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü
Sîm-ten, gonca-fem, bî-bedel ol güzel
Âteşîn ruhleri yaktı bu gönlümü
Pür-edâ, pür-cefâ, pek küçük, pek güzel.
Görmedim kimsede böyle bir dil-rübâ
Böyle kaş, böyle göz, böyle el, böyle yüz.
Âşıkın bağrını üzmeye göz süzer
El’aman, pek yaman, her zaman ol güzel”
Bugünkü Türkçesiyle:
“Yine bir gül fidanı beni kendine âşık etti.
O güzel gümüş tenli, gonca dudaklı ve bedelsizdir.
Ateş gibi yanakları bu gönlümü yaktı.
O güzel eda dolu, cefa dolu, pek küçük ve pek güzeldir.
Kimsede böyle bir gönül alıcılık
Böyle kaş, göz, el ve yüz görmedim.
Âşıkının kalbini üzmek için süzdüğü gözlerden illâllah!
O güzel her zaman güzeldir.”
Müzik bitince, gök gürültüsünü andıran bir alkış tufanı kopar.
Padişah 1.Adülmecit’in mutluluktan ağzı adeta kulaklarına varmaktadır.
Musıkimizde büyük bir iş başarılmıştır.
Dede Efendi’yi hararetle kutlar, ona ihsanlarda bulunur.
Fransız konuklar ise, bir gün önce yaptıkları saygısızlık için hem Dede Efendi’den, hem de Padişah’tan özür dilerler.
Lakin Türk Musıkisi’nin gelmiş geçmiş en büyük dehası Hamamizade İsmail Dede Efendi, bu yenilik çalışmalarından ve yaptığı bu işten pek de hoşnut değildir.
Bir gün öğrencisi Dellâlzâde İsmâil Efendi’ye, “Artık bu oyunun tadı kaçtı” dediği rivayet edilir.
Türk Musıkisi’ne 500’ün üzerinde eser kazandıran Dede Efendi, çok geçmeden her şeyden elini eteğini çeker, hac farizasını yerine getirmek üzere Hicaz yollarına revan olur. Yolda iken koleraya yakalanır, hac farizasını yerine getirdikten sonra da 29 Kasım 1846 tarihinde 68 yaşında iken Mekke’de hayata gözlerini yumar.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
ANKET

Sitem nasıl?

  • İyi (61%, 49 Oylar)
  • Mükemmel (25%, 20 Oylar)
  • İyileştirilebilir (10%, 8 Oylar)
  • Kötü (4%, 3 Oylar)
  • Yorum Yok (0%, 0 Oylar)

Toplam oy veren: 80

Yükleniyor ... Yükleniyor ...