Giresun Sanat

KÜLTÜR ÇINARI:HAYRETTİN GÜNAY

KÜLTÜR ÇINARI:HAYRETTİN GÜNAY
1 kez
15 Ağustos 2026 - 20:53
KEMENÇENİN SESİNDEN GİRESUN’UN HAFIZASINA: BİR KÜLTÜR ÇINARI HAYRETTİN GÜNAY
​Kimi insanlar vardır; doğdukları toprakların yalnızca üzerinde yürümekle kalmazlar; o toprağın rengini, sesini, kokusunu ve taşıdığı bin yıllık gizemi ruhlarına işlerler. Adım attıkları coğrafyanın tarihini kelimelerle nakış gibi işler, unutulmaya yüz tutmuş manileri, türküleri ve hikâyeleri yeniden hayata döndürürler. İşte Giresun’un, Doğu Karadeniz’in ve Türk halk bilimi dünyasının gönül insanı, eğitimci, şair, araştırmacı ve yazar Hayrettin Günay, tam da böyle bir kültür çınarıdır. Onun hayatı, ömrünü kelimelere, eğitime ve Anadolu’nun kadim sesine adamış bir aydının asil portresidir. Görele’nin yeşil yamaçlarından Posof’un dağlarına, Alucra’nın yaylalarından Türkiye’nin dört bir yanındaki gönül coğrafyasına uzanan bu ömür, kelimenin tam anlamıyla bir kültür mücadelesinin destanıdır.
​GÖRELE’DEN YÜKSELEN BİR SEVDA: KÖKLER VE ÇOCUKLUK
​1954 yılında Giresun’un Görele ilçesine bağlı Sağlık köyünde (eski adıyla Çürükeynesil) dünyaya gelen Hayrettin Günay’ın hikâyesi, aslında Doğu Karadeniz’in hırçın dalgaları ile yeşil vadilerinin buluştuğu noktada başlar. Bir insanın yetiştiği coğrafya, onun kaderinin de sınırlarını çizer derler. Günay için de doğduğu topraklar, hayatı boyunca taşıyacağı kültürel mirasın ana kaynağı olmuştur.
​Çocukluk yıllarında evlerinin içi, Anadolu’nun süzülmüş bilgeliğiyle doluydu. Babası Haşim Günay’ın kaval çalıp türkü söylemesi, el emeğiyle doğayla uyumlu bir yaşam sürmesi, küçük Hayrettin’in ruhunda sanat ve estetik tohumlarının ilk atıldığı yer oldu. Komşuları olan usta şair Ahmet Kaçar’ın zengin kitaplık dünyası ise, onun kelimelerle ve kitap kokusuyla erken yaşta tanışmasını sağladı. O yıllarda Görele’nin dağlarında yankılanan kemençe sesleri, yalnızca birer eğlence aracı değil, aynı zamanda yüzyılların süzgecinden geçip gelen bir halk hafızasının manifestosuydu. Hayrettin Günay, bu sesin çağrısına kulak tıkamadı; aksine, bu sesin ardındaki derin anlamı keşfetmek için ömrünü adayacağı bir yola girdi.
​BİR EĞİTİMCİNİN REHBERLİĞİ: SINIFLARDAN GÖNÜLLERE
​1976 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nden mezun olan Hayrettin Günay, meslek hayatına yalnızca bir öğretmen olarak değil, aynı zamanda bir kültür elçisi olarak adım attı. İlk görev yeri olan Ardahan’ın Posof ilçesinden başlayarak, Türkiye’nin farklı köşelerinde ve uzun yıllar Görele Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yaptı.
​Bir sınıf düşünün ki, tahtanın önünde ders anlatan bir öğretmenden öte, öğrencilerine bu toprağın ne kadar zengin bir tarihe sahip olduğunu fısıldayan bir derviş var. Günay, derslerinde yalnızca müfredatı işlemedi; genç zihinlere memleket sevgisini, estetik duyarlılığı ve okuma tutkusunu aşıladı. Öğrencileri için bir öğretmen olmanın ötesinde, hayat boyu unutamayacakları bir rehber, bir fikir babası oldu. Yıllar süren bu fedakâr öğretmenlik kariyeri, 2002 yılında emeklilikle taçlandırıldığında bile onun eğitimcilik ruhundan bir şey eksilmedi. Aksine, sınıf duvarlarının arasından çıkıp tüm ülkenin sınıfına, tüm halkın gönlüne ders vermeye başladı.
​AHMET KAÇARLI YILLAR VE GÖRELE TAŞRA AYDINLANMASI
​Hayrettin Günay’ın kültürel hafızaya kazandırdığı en kıymetli nişanelerden biri, şüphesiz ki “Ahmet Kaçarlı Yıllar” adlı anıtsal vefa çalışmasıdır. Bu eser, sadece kuru bir biyografinin fersah fersah ötesinde; Karadeniz’in edebi hafızasını, Göreleli usta şair Ahmet Kaçar’ın hayatı etrafında yeniden ören yaşayan bir arşiv niteliği taşımaktadır. Titiz bir saha araştırmasına dayanan kitap, Çürükeynesil köyünün eşsiz folklorik yapısından Görele Güzel Sanatlar Cemiyeti’ne uzanan entelektüel iklimi naif ve kusursuz bir dille belgeler.
​Günay, bu eserinde usta şair Ahmet Kaçar’ın hatırasını yaşatmakla kalmaz; unutulmaya yüz tutmuş yerel adetleri, kemençe kültürünü ve bir dönemin Görele taşra aydınlanmasını da geleceğe köprü kurarak taşır. Yazarın araştırmacı-yazar kimliğini ve memleketine olan entelektüel bağlılığını en net yansıtan bu çalışma, bölgesel hafızayı canlı tutma misyonunun en somut kanıtıdır. Eserde, bölgenin zengin Çepni-Türkmen kültürü ile usta sanatçının sanat dünyası kusursuz bir sentezle harmanlanmıştır.
​SANATIN ZİRVESİNDE BİR KÖPRÜ: ZEKİ MÜREN, GÖRELE GÖNÜL BAĞI VE GÜFTEKÂR AHMET KAÇAR
​”Ahmet Kaçarlı Yıllar” ve Hayrettin Günay’ın kaleme aldığı kültürel incelemeler, taşra ile büyük sanat merkezleri arasındaki büyüleyici köprüleri de gözler önüne serer. Bu bağlamda, Ahmet Kaçar’ın Türk sanat müziğine kazandırdığı güftelerin arka planı, Türkiye’nin sanat güneşi Zeki Müren başta olmak üzere dönemin dev isimleriyle kesiştiği noktada ayrı bir önem kazanır. Günay, eserlerinde Görele’nin dağlarından kopup gelen yerel seslerin ve zarif mısraların, Türk sanat musikisinin zirvesi olan Zeki Müren’in yanı sıra Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Müzeyyen Senar ve Yıldırım Bekçi gibi devasa seslerin repertuarına ve diline nasıl aksettiğini büyük bir ustalıkla belgeliyor.
​Anadolu’nun küçük bir kasabasında, kemençe sesleriyle harmanlanan şiir ruhunun, ülkenin en büyük sanatçılarının dilinde hayat bulması; Günay’ın kalemi sayesinde yerel olanın evrenselle nasıl kucaklaştığının en büyük kanıtı haline gelir. Yazar, bu vefa dolu satırlarıyla yalnızca bir şairin değil, bir dönemin ortak estetik zevkinin ve Türkiye sanat tarihi üzerindeki silinmez Görele izinin de altını kalın harflerle çizer.
​SAHA ARAŞTIRMALARI VE HALK BİLİMİNİN BEKÇİSİ
​Hayrettin Günay, masabaşı yazarlarından asla olmadı. O, toprağın tozunu yutan, köy köy, yayla yayla gezip yaşayan hafızayı yerinde dinleyen hakiki bir saha araştırmacısıdır. Görele’den Alucra’ya, Posof’tan Doğu Karadeniz’in tüm dağlarına kadar adım atılmadık yer bırakmadı.
​Üniversite yıllarında bitirme tezini kendi köyünden derlediği maniler üzerine yazarak başlattığı bu ilmi yolculuk, onun ömrünün temel aksı haline geldi. Kemençe kültürünü, horan (horon) geleneğini, yöre türkülerinin etimolojik ve sosyolojik köklerini bilimsel bir titizlikle inceledi. TRT başta olmak üzere çeşitli televizyon kanallarının hazırladığı belgesellere kaynak kişi olarak katıldı; Ziya Patan gibi yerel ustaların sesini, sanatını ve birikimini geleceğe taşıyan köprü oldu.
​Onun kalemi, yalnızca geçmişi yad etmekle kalmadı; geçmişin bugüne taşıdığı değerleri geleceğin nesillerine bir meşale gibi devretti. Yeşilgiresun Gazetesi’nde uzun yıllardır sürdürdüğü “Edebi Sohbetler” ve köşe yazıları, yerel basının ötesinde ulusal düzeyde birer fikir hazinesi niteliği taşıdı.
​ESERLERİYLE YAŞAYAN BİR HAZİNE
​Hayrettin Günay’ın kaleme aldığı eserler, Türk halk bilimi ve edebiyatı için birer kütüphane değeri taşımaktadır:
​Kültür Hazinemiz Kemençemin Üstüne: Kemençe, Türkü ve Horan Yazıları (2022): Yaklaşık 600 sayfalık bu dev eser, yazarın 1970’lerden beri sürdürdüğü saha çalışmalarının, makalelerinin ve incelemelerinin zirve noktasıdır. “Horan” sözcüğünün kökeninden kemençe ezgilerinin coğrafi yayılımına kadar her detay, bu eserde bilimsel bir titizlik ve sanatçı hassasiyetiyle ele alınmıştır. Bu kitap, Karadeniz müziğini ve kültürünü anlamak isteyen herkes için anayasa niteliğindedir.
​Güzel Yurdum Kars’a Giderim Kars’a: Yurt Denemeleri (2025): Yazarın ilk öğretmenlik yıllarındaki (1976 Posof) heyecanını ve emeklilik sonrasında aynı coğrafyalara yaptığı vefa gezilerini harmanladığı bu hatıra türündeki eser, yalnızca bir seyahatname değil, bir Türkiye manzaramızdır. Anadolu insanının misafirperverliğini, öğretmenliğin kutsallığını ve vefanın ne demek olduğunu bu kitapta en saf haliyle buluruz.
​Ahmet Kaçarlı Yıllar: Göreleli usta şairin hayatı şahsında bölgenin entelektüel tarihini, Çepni-Türkmen kültürünü, yerel adetleri ve Zeki Müren’den Muazzez Abacı’ya uzanan dev sanatçıların seslendirdiği güfte köprülerini belgeleyen anıtsal bir vefa ve hafıza çalışmasıdır.
​VEFA, ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK VE GİRESUN’UN GÖNÜL TAHTI
​Hayrettin Günay’ı yücelten yalnızca yazdığı kitaplar veya yaptığı derlemeler değildir; onun insanî duruşu, alçakgönüllülüğü ve memleketine olan sarsılmaz sevgisidir. Yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından kendisine takdim edilen teşekkür belgeleri ve plaketler, onun bu toplum için ne denli kıymetli bir değer olduğunun tescilidir. Ancak o, her zaman olduğu gibi bu övgüleri mütevazı bir tebessümle karşılamış, “Ben yalnızca bu toprağın borcunu ödüyorum” dercesine üretmeye devam etmiştir.
​O, Giresun’un dağlarında esen rüzgarın, kemençenin telindeki hznün ve köylerdeki o samimi ocak ateşinin sesidir. Bir şairin duyarlılığına, bir akademisyenin titizliğine ve bir dervişin tevazuuna sahip olan Hayrettin Günay, yaşayan bir efsane olarak adını tarihe yazdırmıştır.
​İyi ki varsın Hayrettin Günay… Senin kalemin, senin sesin ve senin bu topraklara bıraktığın o eşsiz miras, nesiller boyunca bu ülkenin aydınlık yarınlarını aydınlatmaya devam edecektir. Görele’nin yeşilinden doğan bu büyük sevda, sonsuza kadar bu milletin kalbinde horanla, türküyle, Ahmet Kaçar’ın mısralarıyla ve en güzel hatıralarla yaşamayı sürdürecektir.
Yavuz Kayacık
Gazeteci-Yazar
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
ANKET

Sitem nasıl?

  • İyi (61%, 49 Oylar)
  • Mükemmel (25%, 20 Oylar)
  • İyileştirilebilir (10%, 8 Oylar)
  • Kötü (4%, 3 Oylar)
  • Yorum Yok (0%, 0 Oylar)

Toplam oy veren: 80

Yükleniyor ... Yükleniyor ...