Giresun Sanat

Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları
14 kez
28 Kasım 2021 - 1:03

Dönemi anlamak isteyenler için…

Oktay Ekşi’den Gazetecilikte Geçen O Yıllar – 3. Duayen gazeteci, anıları, dönemi anlamak isteyen meslektaşları ve okurları için eşsiz bir kaynak. Basın kartımın iptal edilmemesi için mücadele ediyorum • Mehmet Ali Birand’dan “Gazetecilik dersi” • İsmet Paşa’nın beklenmedik sorusu • Cüneyt Arcayürek bana karşı kavga veriyor • İsmet İnönü-Celâl Bayar ihtilafının içyüzü • Sendika bizi sattı • Erol Simavi’nin verdiği gizli talimat • TRT’de 12 Mart baskısı • Faruk Gürler’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı • İsmet İnönü’yü kaybettik • Hürriyet Haber Ajansı’na Genel Müdür oluyorum • Abdi İpekçi suikastı • Tehdit ediliyorum: Sıra sende, sen de öldürüleceksin! • İşsizlik, Güneş gazetesi… Tekrar işsizlik • Hürriyet’e Başyazar oluyorum • Hürriyet’i Aydın Doğan alıyor • Recep Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen’le ilişkilerim • PKK beni öldürmek için üç kişi göndermiş. (Doğan Kitap)

Bu şehir bize kaç kere ateş etti

Celil Oker’den Ateş Etme İstanbul. Uzun süredir bir vaka almadığı için artık paslanmakta olduğunu düşünen Dedektif Remzi Ünal’ın kapısı nihayet çalındığında, karşısında onun bütün “şartlarını” koşulsuz olarak kabul eden bir müşteri adayı vardır. Bu kişi, kayıp hemşire sevgilisini arayan genç doktor Kemal Arsan’dır. Bir hafta önce sırra kadem basan hemşire Begüm Kalyon ne telefonlara cevap vermektedir ne de onu bir gören olmuştur. Evinde ise in cin top oynamaktadır. Araştırmalarına kayıp hemşirenin yakın çevresini sorgulayarak başlayan Remzi Ünal, onun bir şeylerden çok korktuğuna kanaat getirir ve samimi arkadaşlarından birinin evinde saklandığından şüphelenerek oraya gider. Karşısında sıradan bir kayıp vakasını planlı bir cinayet davasına dönüştüren alışılmadık bir manzara vardır: kalbinden tek kurşunla vurularak öldürülmüş genç bir adamın cesedi. Gördüğü bu manzaradan daha da şaşırtıcı olan şey ise maktulün kimliğidir… (Altın Kitaplar)

Ailesinin trajik geçmişiyle yüzleşecek

Dina Rubina’dan Cordoba’nın Beyaz Güvercini. Zahar Kordovin. Gizli bir dâhi, gerçek bir entelektüel ve uslanmaz bir sahtekâr. Yaşama, sanata ve suça tutkuyla bağlı tehlikeli bir yetenek. Sahteciliğin ve işlediği tüm sanat suçlarının yanı sıra ailesinin yüzyıllar süren tarihine nüfuz etmiş dramalar için de büyük bir bedel ödeyecek. Onu çağıran hayaletlerin ve gizemlerin peşine düşen Kordovin tüm iplerin tek bir ölümcül düğüm haline geldiği Cordoba’da ailesinin trajik geçmişiyle yüzleşecek. Dina Rubina, her karakterine tekil bir hikâye anlatan benzersiz sesler bahşediyor. Dili, kahramanının geçtiği şehirleri canlı bir havayla kuşatıyor. (Alfa Yayıncılık)

Söyleşiler bir tanıklık, sözlü tarih çalışması

Esme Aras’tan Yaz’Ankara. Yazar “merak”ına yenilerek Ankara’da yazmış ya da Ankara’yı yaşayarak yazmış, ömrünü bu kente vermiş, hayatının bir dönemini burada geçirmiş yazarlar ile edebiyat ve kent kültürü üzerine röportajlarını bu kitapta bir araya getiriyor. Bu söyleşiler aynı zamanda bir tanıklık, sözlü tarih çalışması. Kentin kendisi bir hafıza mekânı; pek çok semti, kahvesi, lokantası, sineması, dükkânı ayrı ayrı birer anı durağı, geçmişin sığınağı. Mekânlar belleğimizi kışkırtır, anılar saklandıkları yerlerden fırlayıverir; bu söyleşilerde edebiyatçılar mekânları anımsatıyor, kaydediyor ve yaşamın yara izlerini işaret ediyor. Bu röportajlar bir dönemi, dönemin gündelik yaşantısını, kültürel dönüşümünü, toplumsal çalkantısını da belgeliyor tabii edebiyatı odağına alarak. Edebiyatçılar bu kez kendilerini anlatıyor. “Röportaj bal gibi edebiyattır.” (h2o Kitap)

Bir tefecinin dahil olduğu aile dramını

Honore de Balzac’tan Tefeci Gobseck. Balzac İnsanlık Komedyası’nda 19. yüzyılın ilk yarısını ve Fransa’yı kapsayan, yaşanmış gerçeklikten çok onun bir tür aynası niteliğini taşıyan, kendi tarihi, coğrafyası, soyluları ve burjuvazisi, esnafı ve köylüleri, politikacıları ve züppeleri daha da önemlisi kendi yasaları, felsefesi, bilimi bulunan alabildiğine özgün bir roman evreni yarattı. Yüz otuz yedi eserden oluşan yirmi altı ciltlik devasa yapıtın Özel Yaşamdan Sahneler bölümünde yer alan kitapta, yazar bu kez bir tefecinin de dahil olduğu bir aile dramını genç avukat Derville’in gözünden anlatıyor. (Can Yayınları)

Son nefesimi kendi ellerimde verdim

Ebru Ojen’den Et Yiyenler Birbirini Öldürsün. “Hatırlıyorum o günü. Güneş yeni doğmuştu. Cesedim ışıl ışıl parlıyordu. Kardeşim sandım kendimi. Hemen sarıldım. Kafamı ellerimin arasına aldım. Son nefesimi kendi ellerimde verdim. En son kendi yüzüme baktım. Kollarım soru sorar gibi açılmış, saçlarım dağılmıştı. Ne güzel bir gömlek giymiştim o gün. Tenim renklerin içinde parlıyordu. Güzelce uzanmıştım. Boynumda parmak izleri vardı. O izi tanımıştım. Bak demişti, bu senin kardeşin. Hırsızlık yaptı. Beni gösterdi bana. Ölmüştüm. Boynumda bir ip vardı.” (Everest Yayınları)

Açlık, parasızlık, baskı ya da savaş

Orhan Bahtiyar’dan Muhsin. 16 yaşında tiyatro sevdasına mani olmaya çalışan ailesine başkaldırıp kendi yolunu çizen ve sahnede devleşerek sonsuzluğa ulaşan bir sanat devrimcisi. Açlık, parasızlık, baskı ya da savaş. O, hiçbirini engel olarak görmedi; onun için imkânsız yalnızca içi boş, kof bir kavramdı. Ve aldığı her nefesi tiyatro için harcadı. İstanbul’dan Paris’e, Paris’ten Berlin’e, Berlin’den Stockholm’e uzanan bir tiyatro aşkının ayakta alkışlanası görkemli romanı. Muhsin Ertuğrul, yazarın usta kaleminde alışık olduğu tiyatro sahnesinden inip, sürükleyici bir romanın başkahramanı oluveriyor. O mesleği uğruna sınır tanımadan diyar diyar dolaşırken yazarın baş döndüren kurgusuyla sadece akıllara değil kalplere de kazınıyor. Dünya sahnesinden bir Muhsin Ertuğrul geçti ardında ışıltılı bir iz bırakarak… (İnkılap Kitabevi)

Olağanüstü bir gezinin öyküsü

Loukianos’tan Hakiki Hikâyeler. Loukianos (120?-180?): MS 2. yüzyılda, Roma İmparatoru Marcus Aurelius devrinde yaşamıştır. “Komik” diyalog, hiciv ve parodi türlerinde eser vermiş olan Loukianos’un etkileri Bizans’tan, günümüzde yüksek fantastik edebiyat ve bilimkurguya kadar uzanır. Kimi eleştirmenlerce ilk bilimkurgu eser sayılan kitap hayalî diyarlarda olağanüstü bir gezinin öyküsünü anlatırken, “hakiki” olma iddiasındaki eserleri zekice hicveder. Fakat asıl etkileyiciliği modernliğindedir: Parodi, anıştırma gibi yöntemlerle kurulmuş kuvvetli bir metinlerarasılığa sahiptir ve edebiyatın hakikatle ilişkisi üzerine düşünür. Loukianos’un Hakiki Hikâyeler’i, Erman Gören ve Ertuğrul İnanç’ın titiz incelemesi ve notlarıyla okurlarla buluşuyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Bir kadın sokaklarda yaşamaya karar veriyor

Lauren Groff’tan Florida. Granta dergisi tarafından en iyi genç Amerikalı yazarlar arasında gösterilen, kitapları New York Times çoksatanlar listesine giren, 2018’de Guggenheim edebiyat bursuna layık görülen yazar aynı yıl Ulusal Kitap Vakfı Kurgu Ödülü için finale kaldığı Florida’da okurun elinden tutup onu yabanın ve kentin birbirine karıştığı bir âleme, turistik reklamların ötesinde bir dünyaya götürüyor. Kitaptaki öykülerin satırlarının arasında bir panter geziniyor, kasırga iki kız kardeşin hayaletiyle beraber geliyor, anneler çocuklarını yetiştirmeye çalışıyor, bir yazar Maupassant’ın edebiyatının peşine düşüyor, bir kadın hayatını kökünden değiştirip sokaklarda yaşamaya karar veriyor. (İthaki Yayınları)

Sanatın gücüyle doğaya bir meydan okuyuş

Georg Wolfgang Krafft’tan Buz Sarayı. 1740 yılının hemen başında, tüm Avrupa’yı etkisi altına alan şiddetli bir kış mevsiminde, Çariçe Anna’nın emriyle St. Petersburg’da inşa ediliyor. Yapı malzemesi saf buz. Sadece yapı da değil, dekorasyonu, mobilyası ve hatta yatak odasındaki terlikler dahil tüm eşya buzdan. Ölüm ve açlığın kırıp geçirdiği bir dönemde gözleri üzerine çeviren olağanüstü bir şaşaa. Sanatın gücüyle doğaya bir meydan okuyuş olduğu kadar aynı zamanda, ardındaki niyetin tersine, her despotik rejimin er geç çökeceğinin simgesi bir bakıma: Havalar ısınınca buzlar erir. (Kırmızı Kedi Yayınevi)

Kendinizle mutlu olmanın reçetesi

Serhat Yabancı’dan Zihin Tuzakları-Kendine Yardım Kitabı. Aile ve ilişki danışmanı yazar, kitabında kendi kazdığımız çukurlara nasıl düştüğümüzü ve oradan nasıl çıkacağımızı anlatıyor. Kitap, insanın yaşadığı duygusal açmazları ele alıyor ve kendinizle mutlu olmanın reçetesini veriyor. Dilediğiniz kadar okuyabilirsiniz. 1. Zihin Tuzakları nedir ve ne için kullanılır? 2. Zihin Tuzakları nasıl kullanılır? 3. Olası yan etkiler nelerdir? – Endişelerden arınma, – Özgüven, – Özsaygı, – Kendin olma, – Gerçek mutluluk. (Mona Kitap)

Şirketlerin, bir dış gözün bakış açısına ihtiyaçları var

S. Can Karaşıklı’dan Ona Ne Danışacağız ki? Bir Şirket Danışmanı Ne Yapar… “Profesyonel yöneticilik yaşantımın ardından danışman olarak çalışmaya başladığım ilk şirketlerden birinde karşılaştığım soruydu bu. Oysa boyutları ne olursa olsun, şirketlerin bir dış gözün bakış açısına ihtiyaçları var diye düşünüyorum. Elinizdeki kitapta bu dış gözün şirketlerde neler yapabileceğini, nasıl faydalı olacağını anlatmaya çalıştım. Danışmanlardan faydalanabilmek için onların ne yaptıklarını bilmek de önemli. “Ona Ne Danışacağız ki?” deki hemen hemen her konu iş hayatında bire bir yaşadığım, gördüğüm şeyler. Bu gerçek hayat deneyimlerinin teorik bilgilerle kesiştiği noktalardan yola çıkarak şirket yönetimiyle ilgili konularda da bazı yorumlar yapıp öneriler getirmeye gayret ettim.” S. Can Karaşıklı. (Remzi Kitabevi)

Sharon Stone’nun hayatını yeniden inşa etme çabaları

Sharon Stone’den İki Kez Yaşamanın Güzelliği. Gözlerimi açtım, tam tepemde duruyordu, yüzümün birkaç santim uzağında. O yabancı bana öyle şefkatle bakıyordu ki öleceğime emin oldum. Başımı, saçlarımı okşuyordu; Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Keşke beni seven biri olsa o, dedim içimden, oysa onun ağzından şu sözcükler çıktı: “Beyin kanaması geçiriyorsun!” Dünyaca ünlü aktris Sharon Stone, sadece sağlığına değil, kariyerine, ailesine, servetine ve dünya çapındaki şöhretine de mal olan ağır bir felç geçirdi. Ölümden döndü. Bu kitapta, hayatını yeniden inşa etme çabalarını, iç huzuruna ve sağlığına yavaş yavaş nasıl kavuştuğunu anlatıyor. Başarısızlığı kabul etmeyen bir sektörde, pek çok sesin susturulduğu bir dünyada Stone, geri dönme direncini, düşündüğünü söyleme cesaretini ve pek çok erkeğin, kadının ve çocuğun hayatında bir fark yaratma gücünü buldu kendinde. (Sia Kitap)

Kader ve gelecekle ilgili hikâyeler

Anthony Aveni’den Yıldız Hikayeleri – Dünya Kültürlerinde Takımyıldızlar. Gökyüzünün farklı çağlarda ve farklı kültürlerde hayatın anlamı, kader ve gelecekle ilgili hikâyelerle birlikte anılması insanların ilgisini çekmeyi hep başarmıştır: Yunan ve Roma mitlerinden Çin mitolojisine, kadim kâhinlerden modern falcılara varıncaya dek, bilinmezi bilmenin başrolü olmuştur gökyüzü ve yıldızlar. Kozmoloji üzerine kültürel çalışmalarıyla tanınan yazar, nesillerden beri sevilerek anlatılan hikâyeleri bir araya getirerek yıldızlarla dolu gökyüzünün sıra dışı bir haritasını çıkarıyor: Orion, Pleiadlar, Samanyolu’nun karanlık bulut takımyıldızları, Kutup takımyıldızları vb. (Yapı Kredi Yayınları)

Onu her daim büyüleyen kadınlar

Philippe Sollers’den Arzu. Kitaplarını ilginç tarihlerde yayınladı Meçhul Filozof; İlluminizmin açık devrimci bildirisi olan Arzu İnsanı 1790’da, İnsan-Ruh Bakanlığı ise 1802’de okuyucularla buluştu. “Fikrimin varlığa kavuştuğu parlak ışık, ebedi ışığın bariz görkemi, Tanrı seni kutsasın”… Yazar bu noktadan, hızla, mevcut dünyamıza geçiyor; onu her daim büyüleyen kadınlara, arzuya ve karşı-arzuya, “sınırsız ve şiddetli şiddete” geliyor… (Alfa Yayıncılık)

İnsan doğasına dair her şey

Robert Greene’den İnsan Doğasının Yasaları. İnsan doğasına dair her şeyi öğrenmek üzeresiniz. Kitap sizi sakinleştirecek, insanları daha stratejik bir şekilde gözlemlemenizi sağlayacak, sizi gereksiz yere tüketen duygusal krizlerden kurtulmanıza yardım edecek. Bu yasalar, insanların davranışlarını yorumlama konusunda ustalaşmanıza yardımcı olacak, onların karakterini anlama yeteneğinizi geliştirmenizi sağlayacak. Yasalar size, kaçınılmaz biçimde yolunuza çıkan zehirli tipleri yenilgiye uğratma gücü verecek. İnsanları motive etmenin ve etkilemenin gerçek yollarını öğretecek. Kendi olumsuz davranış örüntülerinizi değiştirme gücü kazandıracak. (Altın Kitaplar)

Toprağın gizlediği ürpertici sırlar

Dolores Reyes’ten Toprakyiyen. Toprağı okşadım, avucumu kapadım, María’nın ve onca kızın, başka bir kadının bedeninden olma sevgili kızların gittiği yere açılan anahtarı elimde tutarak ayağa kalktım. Toprağı tutup yuttum, biraz daha, biraz daha, yeni gözlerim ortaya çıksın ve görebileyim diye. Her köşesinden adaletsizlik fışkıran Buenos Aires varoşlarında yaşayan isimsiz kız dürtülerine uyarak toprak yemeye başlayınca doğaüstü bir yeteneği ortaya çıkar: Toprakla temas edenlere dair gaipten görüntüler görebilmektedir. Kaybettiklerinin izini bulmak isteyen insanlar bahçesine toprak dolu şişeler bırakmaya başlar. Artık Toprakyiyen diye anılacak kız toprağın gizlediği ürpertici sırları çözerken bir yandan da kendi kaderini çizmeye çalışacaktır. (Can Yayınları)

Gerçeklik ile cehennem arasındaki garip ara bölge

Anna Kavan’dan Julia ve Bazuka. Yazar kitabında yer alan, ilk bakışta birbirinden bağımsız görünen ama görünmez ilmiklerle –belki de yazarının deyimiyle kozmik ışınlarla– birbirine dokunmuş bu kısa öykülerde kimi zaman otoportresini, kimi zaman gerçekle hayalin iç içe geçtiği esriklik anlarını ortaya koyuyor. Virginia Ironside’ın öykülere ışık tutan önsözünde belirttiği gibi yazar, “Gerçeklik ile cehennem arasındaki bu garip ara bölgenin gerçek bir vatandaşı olarak yazıyor.” “Modern yazarların en gizemlilerinden biri olan yazar, eşsiz büyüleyicilikte bir kurmaca dünya yarattı. Onun görüş gücünün yoğunluğuyla çok az çağdaş romancı boy ölçüşebilir.” J. G. Ballard. (Everest Yayınları)

Kendi fırtınasında korkusuzca kürek çekiyor

Ali Deniz Uslu’dan Mor Saki. Yazar kitabında şiir ile kısa öyküler arasında kurduğu ilişkiyi, bir adım daha ileriye taşıyarak, cüretkâr tavrını koruyarak sürdürüyor. Uzlaşmayan, tehditkâr sözcüklerle dolu yazı ikliminde, kendi fırtınasında korkusuzca kürek çekiyor. Varmak istediği coğrafyaya sanki bir an önce ulaşmak ister gibi. Algı kırılmaları, anlam bölünmeleriyle zamandan parçalar koparırken geçmiş, şimdi ve gelecek koridorunda hayata dair sorular sormaya, cevaplar bulmaya devam ediyor. Yazarın dizeleri keskin, yüzleşmekten korkanların eline almaması gereken türden. (İnkılap Kitabevi)

Evrene bakış açımızda köklü değişiklikler

John Gribbin’den Galaksiler: Kısa Bir Giriş – Bilim 11. Bugün evrenle ilgili giderek artan bilgilerimizin büyük bir kısmını galaksiler üzerine yapılan araştırmalara borçluyuz. 20. yüzyılın başından itibaren yaşanan kuramsal ve teknolojik gelişmeler sayesinde galaksilere, dolayısıyla evrene bakış açımızda köklü değişiklikler yaşamaya devam ediyoruz. Uzayın derinliklerine bakmayı sürdürdükçe bu maceramız da devam edecek. Yazıları New Scientist ve Nature gibi dergilerde yayımlanmış, Bilim Tarihi ve Schrödinger’in Kedisinin Peşinde kitaplarının yazarı John Gribbin bizleri evrende bir seyahate çıkararak bu maceraya davet ediyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Güncel olanın edebiyatı nasıl yapılır?

Selim Erdoğan’dan Sabotaj: Anadolu’da Hazin Bir Komplo Öyküsü. Dünya artık komplo teorileri, kifayetsiz yöneticileri ve akıl almaz yöntemleriyle üzerimize çullananların oyun hamuru. Güç öyle bir sızıp kirletmiş ki ruhlarını ellerinden gelse devasa bir cımbızla söküp atacaklar bizi buradan. Kendi evimizde her an kapıya konacak misafirler gibiyiz. Yazar, romanı ile Güncel olanın edebiyatı nasıl yapılır? sorusuna cevap veriyor. Fizikçi Gürler Gür’ün sabotajın yöntemini raporlamak için gönderildiği Konya’da başına gelenler, içinde olduğumuz politik atmosferin fotoğrafını çekerken bizi hem güldürüyor hem de öfkelendiriyor. Sadece bir roman değil, aynı zamanda insana, zaaflara ve ilişkilere tutulan bir ayna. Sabotaj şaşırtıcı kurgusu ve sahici karakterleriyle bizi bu aynaya bakmaya davet ediyor. (İthaki Yayınları)

Dönemin edebiyat, sanat dünyası

Halit Ziya Uşaklıgil’den Mai ve Siyah. Ahmed Cemil’in kişiliğinde, kuşağının düş kırıklığının romanıdır. Halit Ziya bu ustalıklı eserinde döneminin edebiyat, sanat dünyasını ve sosyokültürel ortamını da gözler önüne serer. Babasının ölümü üzerine evin geçimini üstlenen Ahmed Cemil, bir yandan özel öğretmenlik yaparak bir yandan Babıâli’de çevirmenlik yaparak hayatını kazanmak durumundadır. Diğer yandan büyük ümitler bağladığı eserini kaleme almaktadır. Her şey istediği gibi gittiği takdirde zengin olacak ve arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin kardeşi Lamia ile evlenecektir. Oysa gerçek hayatın Ahmed Cemil için farklı planları vardır… (Kırmızı Kedi Yayınları)

Bibliyofili, kitap nesnesine duyulan aşk

Umberto Eco’dan Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar. Yazar kitabın, ortaya çıktığı andan itibaren uygarlıkların evrimi ve büyük tek tanrılı dinlerin doğuşu açısından önemini anlatıyor. Ve bir bibliyofil gözünden bakıyor kitap dünyasına. Peki, nedir bibliyofil? Bibliyofil kitabı sevendir, ama sadece kitap okumakla yetinmeyen, aynı zamanda ona nesne olarak da sahip olmak isteyendir. Bu nedenle bibliyofili, her şeyden önce kitap nesnesine duyulan aşktır. Her zamanki keskinliği, mizahı ve yetkinliğiyle Eco, bibliyofili açısından önemli gördüğü eserleri gözden geçiriyor, anekdotlar anlatıyor, bir değerin izini sürüyor, kısacası bibliyofilinin büyülü dünyası için bize rehberlik ediyor. (Alfa Yayıncılık)

Sessizce yaşayıp, sessizce gitme cesareti

Ahmet Güntan’dan Esrariler. İlk baskısı 2003 yılında yapılan kitap, yazarın yüzyıl dönümündeki dünya haline Esrârîlerin gözünden baktığı benzersiz bir metin. Felsefi ve şiirsel fragmanlardan oluşan, saflıktan şiirin hareketine, günlük siyasetten vicdanın sesine, yoksulluktan ideal ahlaka, küresel sorunlardan mukadderata, oldukça geniş bir alana yayılan meseleleri ele alan kitap, “sonrasızlığın ürkünçlüğüne göğüs gerebilmiş, sessizce yaşayıp sessizce gitme cesareti gösterebilmiş” olanlarla dünyamıza ışık tutuyor. (Can Yayınları)

Bu yolculuk yeni, farklı bir durağa varıyor

Georges Perec, Oulipo’dan Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler. Yolculuğun öyküsü 1979’da başladı. Perec o yıl Kış Yolculuğu adında bir öykü kaleme aldı. “Henüz yazılmamış olması gereken” dizeler ve satırlarla örülmüş “imkânsız” bir kitabın öyküsüydü bu. “Gerçek” olması halinde, dünya edebiyat tarihini devasa bir “önceden intihal” vakasına indirgeyecek bir başyapıt. Yazarın öyküsünden kırk iki yıl sonra, bugün, bu yolculuk yeni, farklı bir durağa varıyor. Ayberk Erkay’ın davetiyle bir araya gelen Türkiye’nin önde gelen çevirmenleri bu çoğul yaratının Türkçedeki sesleri oluyor, bu ünlü Oulipocu yolculuğa katılıyorlar. (Everest Yayınları)

Gölgelerin sardığı pazarlar, gizemli şeylerin ticareti

Silsile: Bilimkurgu Öyküleri… Sınırları belki ancak uzayın sınırlarıyla kıyaslanabilecek hayal güçlerinden doğmuş, bazısı fazlasıyla tanıdık bazısı ise olabildiğince yabancı metinler… Hiçbir görgü kuralı, hiçbir nezaket, hiçbir şeye saygı yok bu dünyada. Yalnızca oluk oluk akan para, yalnızca zehirli neon ışıklar, yalnızca kaçış ve kovalamaca. Gölgelerin sardığı pazarlar, naylonla sarılmış bedenler, gizemli şeylerin ticareti. Kaybolursun çoğu zaman. Orada hayat kovalar seni, bazen arzular, bazen de ismini bilmediğin bir düşman. Türkiye Bilişim Derneği Bilimkurgu Öykü Yarışması’nda 2016-2020 yılları arasında derece alan öykülerden yapılmış bir seçki, bir silsile… (İthaki Yayınları)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
ANKET

Sitem nasıl?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...