İlçemizin mahallesinde bir boz ayı göründü. Çok ciddi bir öneme haiz ve çok dikkatli, tedbirli olmak gerek. Bir taraftanda ironik bir vaka. Acaba vahşiler nasıl bir şey?
Haber jet hızıyla yayıldı tabii. Mahallede bir panik, bir heyecan: “Eyvah, vahşi hayvan şehre indi!”
Sakin olun dostlar, hemen telaş yapmayın. Aslında ayı, kendi standartlarına göre gayet “medeni” bir ziyaret icra ediyor. Garibim ormanda rızkı kesilince, dağlar taşlar insan işgaliyle betonlaşınca, çaresiz kalıp rızık aramaya inmiş. Üstelik kentteki insan profiline adapte olmakta hiç zorluk çekeceğini de sanmıyorum (!) Neticede yabancılık çekeceği bir ortama gelmedi; burada da en az kendisi kadar-hatta kendisinden katçek fazla- vahşi bir tür yaşıyor!
Düşünsenize, ayı kentte hiç yabancılık çeker mi?
Trafikte bir korna yüzünden birbirine giren, trafikte terör estiren insanı görse; “Maşallah, kabilemiz genişliyor” der. Sosyal medyada birbirinin kuyusunu kaza kaza linç edenleri görse, “Bunların pençesi benimkinden daha sivriymiş” diye tebrik eder. Aç gözlülükle doğayı, betonu, rantı yutmaya çalışanları görse; “Ben bir öğünde iki kilo bal yiyince bana ayı diyorlardı, meğer asıl iştahlılar buradaymış” diye ceket ilikler.
Güz ve kış yayla evlerinin kapısını kırıp içeri giriyormuş. Kış uykusuna bile geçemiyor hayvan. Doğrudur, yapar. Ama ayının derdi mülk edinmek değil ki; derdi sadece açlık! Karnı doysa çekip gidecek. Bizim kent insanı gibi hırsından, kibirinden, güç gösterisinden yapmıyor bunu. İnsanoğlu ise ayının evini—dağları, ormanları—ruhsatlı ruhsatsız işgal edip betona boğarken hiç mahcup olmuyor; ama ayı bir lokma ekmek için mahalle sınırına dayanınca “güvenlik tehdidi” ilan ediliyor.
Şaka bir yana, neticede karşımızdaki belgesel maskotu değil; doğanın silahsız ama azametli, yetenekli üst düzey gücü, ürkütücü bir tarafı var mı? var. Çoluk çocuk var, can güvenliği var. Kimse “Gelin ayıyla özçekim yapın” demiyor.
Elbette ciddi tedbirler alınmalı:
Yaban hayatı koruma ekipleri bu hayvanı vurup hedef göstermeden, uyutup kendi doğal ortamına, derin ormanlara güvenle nakletmeli.
Mahalle kenarlarındaki açık çöp alanları ve yaylalardaki denetimsiz gıda atıkları derhal ıslah edilmeli; hayvanı yerleşime çeken sebepler ortadan kaldırılmalı. Özellikle kışın kullanılmayan hanelerde onun güçlü koku alma güdüsü pirinç tanesi kadarda olsa gıdaya yenik düşer. Aç çünkü! Birde şu çöp işi; böyle öbek-öbek çöp yığınları ona davetiye gibi. Ayrıştırın, yerinde imha edin çöpleri. At ile deve değilki. Şundan bundan medet beklemeyin ” çöp toplanmıyor ” diye. Siz gerekeni yapın, o konteynerler dolmaz asla.
En önemlisi de, onun yaşam alanlarına dadanmayı bırakıp doğaya biraz sınır tanımayı öğrenmeliyiz. Bu arada Tirebolu, Körliman’da bir evinde kapısını kırmış hemşerimiz ayı (!)
Yani dostlar, ayıya kızmaya gerek yok. Hani derlerya eskiler, ” Kabahat ayıda değil, ormanı yakanlarda ” Tedbirimizi alalım, hayvanı zarar görmeden ait olduğu yere uğurlayalım. Ve hazır gitmeden önce ona fısıldayalım: “Kaç kurtar kendini dostum buralardan, bu şehirdeki vahşilik senin ormanına hiç benzemez, burada kurtlardan, çakallardan, domuzlardan, yılanlardan, yırtıcı kuşlardan vb. daha beteri var…”
SEYFULLAH ÇİÇEK






BAŞKAN KÖSE, GİRESUN EXPO 2026’DA HEMŞEHRİLERİYLE BULUŞTU
Başkan Sıbıç, “Kız çocuklarımız için umutlu yarınlar diliyorum”
11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü kutlu olsun
Halil Çetin’den Giresun Expo’ya Destek
GİRESUN BELEDİYESİ ASFALT SEFERBERLİĞİ BAŞLATTI
Rektörümüz Prof. Dr. Yılmaz Can, 2026-2027 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Törenine Katıldı
MYO Program Tasarımı ve Akran Değerlendirmesi Çalıştayı Gerçekleştirildi
