Türkiye Cumhuriyeti’nin 103’üncü Yıl Dönümü, bu vatana adını veren Büyük Türk Milleti’ne kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti;
Çok uluslu bir imparatorluk olan Osmanlı’nın “Etrak-ı bi idrak” yani “idraksız, akılsız, aptal Türk” diyerek aşağıladığı, hakaret ettiği asil Türk Milleti’nin, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının önderliğinde bir başkaldırısıdır, eşsiz bir zaferidir.
Padişahlara, tek adamlara değil, sadece Allah’a kul olmanın adıdır!
Çağdaşlığın adıdır!
Milli Kültür’ün adıdır!
Hak, hukuk ve adaletin adıdır!
Eşitliğin adıdır!
Demokrasi ve özgürlüğün adıdır!
Irkı, dini, mezhebi ne olursa olsun, “Ne mutlu Türk’üm” diyebilmenin adıdır!
Daha açık bir ifadeyle…
İnsan olmanın, adam olmanın adıdır!
Cumhuriyet’e giden çetin yollar kolay aşılmamıştır.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da Mirliva (Tümgeneral) Gazi Mustafa Kemal Paşa ve ona inanmış bir avuç kahraman tarafından işaret fişeği atılmış…
Bunu, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılışı takip etmiştir.
Ardından 1. ve 2.İnönü ile Sakarya zaferleri, 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz derken…
9 Eylül 1922 tarihinde Yunanlar’ın İzmir’de denize dökülmesiyle vatan toprakları düşmanlardan tamamen temizlenmiş, Mudanya Ateşkes Antlaşması ile savaş fiilen sona ermişti.
Evet, Zafer kazanılmıştı kazanılmasına da, bunun bir de diplomasi aşaması vardı.
Kurtuluş Savaşı’nın 2.adamı İsmet Paşa başkanlığındaki delege kurulumuz Lozan’da yedi düvele karşı 8 ay boyunca kora kor mücadele ederek, cephede kazanılan muhteşem zaferimizi 24 Temmuz 1923 tarihinde bir de diplomasi zaferiyle taçlandırmış…
28 Haziran 1923 tarihinde yapılan genel seçimde yenilenen TBMM de, 11 Ağustos 1923 tarihinde yaptığı birleşimde Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Barış Antlaşması’nı onaylamıştır.
Her ne kadar 1.Meclis’teki muhaliflerin hiç biri 28 Haziran seçimlerinde meclise girememiş olsa da, 2.Meclis’e giren yeni vekillerden bazılarında da kafa karışıklıkları vardı.
Ayrıca hükümet kuruluşlarında da büyük güçlüklerle karşılaşılıyordu.
Örneğin; Başbakan’ı, TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa atamış olsa da, bakanlar meclis tarafından seçiliyor, bu da hükümette uyumsuzluk doğmasına ve dolayısıyla hükümetin ömrünün kısa olmasına sebep oluyordu.
Nitekim seçimlerden sonra başbakanlığa atanan Fethi Bey (Okyar) bunun büyük sıkıntısını yaşar, kurmuş olduğu kabinenin ömrü çok kısa olur.
Kulisler bir birini kovalar. İşin içinden çıkılamayınca, TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa devreye sokulur.
Oysa Gazi, Şevket Süreyya Aydemir’e göre, “İşlerini tezgahlamış, işin olgunlaştığına kanaat getirdikten sonra da arkadaşlarını Çankaya’ya yemeğe davet etmişti. (…) O gece Çankaya’da İsmet Paşa ile Milli Müdafaa Vekili Kazım, eski kolordu kumandanlarından Sinop mebusu Kemalettin Sami ve Milli Mücadele Kocaeli Grubu kumandanı Halit Paşalar bulunuyordu.Gazi, Rize mebusu Ekrem ve Afyon mebusu Ruşen Eşref Beyleri de yemeğe alıkoydu. İşte bu yemektedir ki:
‘-Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi.
29 Ekim günü grup öğleden önce saat 10.00’da toplanır. Yine fikir tartışmaları başlayınca, Gazi, Meclis’e davet edilerek gruba kısa bir demeç vererek;
“…Bana bir saat müsaade buyurun. Bulacağım hal şeklini arz ederim.” der.
Meclis’teki odasına çekilen Gazi, en yakın arkadaşlarını yanına çağırır, sırrını açıklar.
Bir saat sonra Meclis’de o meşhur konuşmasını yapar, ardından da teklifini sunar.
Şevket Süreyya Aydemir, olayı şu sözcüklerle anlatır:
“…Nihayet Meclisin sarıklı, fakat atılgan hareketli mebuslarından Antalya mebusu Rasih Hoca (Kaplan) söz aldı. Rasih Hocanın ağır, dokunaklı ve tesirli bir sesi vardı. Açık ve kesin konuştu. Sözlerini:
“-Din bakımından da en muvafık hükümet şekli cumhuriyettir.” Diye bağladı ve haykırdı:
“-Yaşasın cumhuriyet!..”
Ertesi gün, oybirliğiyle Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ilk Cumhurbaşkanımız seçilmesiyle birlikte son nokta konur.
Bizlere bağımsız bir vatan bırakan, Cumhuriyet gibi bir hazine emanet eden başta Büyük Kurtarıcımız ve Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah ve dava arkadaşlarını bir kez daha minnet ve şükranla anıyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Yazımı, Sosyolog, Din Bilgini, Hukukçu, Siyasetçi, Antalya Milletvekili Rasih (Kaplan) Hoca’nın Meclis’teki sözleriyle bağlıyorum:
“YAŞASIN CUMHURİYET!”
(Seyfullah ÇİÇEK)




Rektörümüz Prof. Dr. Yılmaz Can’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı
Valimiz Sayın Mustafa Koç’un 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı
Giresun’da Cumhuriyetimizin 103. Yıl Dönümü Kutlamaları Çelenk Sunma Töreniyle Başladı
BAŞKAN KÖSE’DEN CUMHURİYET BAYRAMI YÜRÜYÜŞÜNE DAVET
Giresun Cumhuriyet Başsavcısı Meriç Dede
BAŞKAN KÖSE: “CUMHURİYET SONSUZA KADAR YAŞAYACAK”
BAŞKAN ARIŞAN’DAN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI
