Bugün (25 Haziran) “Dünya Denizciler Günü” imiş.
E haliyle kutlamak vacip oldu!
Nedenine gelince…
Ne de olsa denizcilerin bol olduğu bir aile geçmişimiz var.
Dedem Hüseyin Çiçek (1897-1981) denizci idi.
Diğer dedem yani annemin babası Uzunömeroğulları’ndan Osman Ağa’nın Abdullah Akalın (1904-1984), Tirebolu Liman Başkanlığına kayıtlı bir denizci idi. (bkz.Tirebolulu Denizciler, Ayhan Yüksel, Arı Sanat Yayınevi, İstanbul, 2016)
Babam Emrullah Çiçek (1927-2008), namı diğer Emrullah Kaptan Şehirhatları İşletmesi vapurlarında (Suhulet araba vapuru, Kamer, Büyükdere) kaptandı.
İlk eşim merhume Reyhan (Türk) Çiçek’in babası Bulancaklı rahmetli kayınpederim Hüseyin Türk, namı diğer Hüseyin Kaptan, Beykoz Sümerbank Deri Kundura Fabrikası’nın motorlarında kaptan idi.
İkinci eşim Dilek (Yasım) Çiçek’in babası sevgili kayınpederim Süreyya Yasım (1946- ), yıllarca okyanusların dev dalgalarıyla boğuşarak dünyanın çevresini defalarca dolaşmış, tabir yerinde ise saçlarını denizlerde ağartmış bir deniz kurdu (Makine Lostromosu) idi.
Şans mı, dualarımın kabulü mü, ne derseniz deyin, hasbelkader biz de bir zamanlar denizcilikle müşerref olduk!
Nasıl mı?
Kısaca arz edeyim.
1974 yılında İÜ Edebiyat Fakültesi (Tarih Bölümü)’nden mezun olduktan sonra, 15 Aralık 1974 tarihinde 128’inci dönem yedek subay adayı olarak Polatlı Top ve Füze Okulu’nun yolunu tuttuk.
Başarı ile tamamladığımız 4 aylık eğitim süresinden sonra asteğmen rütbemizi takarak 31 Mart 1975 tarihindeki kura çekimine katıldık.
Yanlış anımsamıyorsam 578 kişiyiz.
Bu sayının içinden 12 Hava, 12 de Deniz Kuvvetleri kontenjanı ayrılmış.
E, Karadeniz uşağıyız ya…
“Deniz” çıksın diye, başladık bildiğimiz tüm duaları sıralamaya.
Yaka numaramız sonlarda olduğu için, büyük bir sabırla sıramızı bekliyoruz.
Patnos, Beytüşşebap, Çemişgezek gibi yerleri çeken arkadaşlarımızla;
-Oğlum sen yandın! Bu askerlik hiç bitmez, diye kafa buluyor…
Marmara, Ege, Akdeniz gibi bölgeleri çekenlere de;
-Yırttın oğlum, hadi gözün aydın! On dönüm bostan, yan gel yat Osman! Diye takılıyoruz.
Bu arada, deniz kuralarının da 11’i çıktı, kaldı mı geriye 1 kura.
Kura sırası bekleyenlerin sayısı da iyice azalınca…
Aldı mı beni bir düşünce.
-Asteğmen Çiçek! anonsuyla irkilip, kendime geldim.
İçimden “Ya Allah, bismillah” deyip, bölük komutanımızın uzattığı torbaya elimi
daldırdım, elime ilk gelen ruloyu alıp, komutanıma uzattım.
Komutanım ruloyu açtı, başladı okumaya:
-9’uncu Deniz…
Gerisini hatırlamıyorum.
Öyle ya, deniz, çıktı, boru mu!
Neresi olursa olsun, benim için hiç fark etmez.
Biraz sonra kendimi toparlayıp, arkadaşlarıma soruyorum:
-Deniz ama neresi?
Arkadaşlarımdan biri İskenderunlu imiş. Bu nedenle dikkatli dinlemiş ki, bana açıklama yapıyor:
-Hadi iyisin, iyi! Dört ayak üstüne düştün. Gideceğin yer, 9.Deniz Top Taburu. İskenderun’un güneyinde eski adı Arsuz, yeni adı Uluçınar denen bir belde. Deniz Kuvvetleri’nin unuttuğu bir yer. Bol bol denize girer, balık tutarsın!
On beş günlük mehil müddetimi kullandıktan sonra 16 Nisan 1975 tarihinde birliğime teslim oldum.
Şansıma bir de boş lojmana denk gelince, rahmetli eşimi (Reyhan) ve kızım Emel’i (D.1974) de yanıma aldım.
Tabi bu arada karacı üniformamı sırtımdan çıkararak, yerine denizci üniformasını geçirmiş olduk!
12 aylık kıta hizmetimi tamamlayıp, 1 Mart 1976 tarihinde tezkere almayı beklerken, yukarıdan “tak” bir emir:
“…teğmen rütbesine terfi ettirilerek görevinin 2 ay uzatılmasına…”
Sonuç olarak…
Bizim denizcilik öykümüz kısaca böyle!
Dünya Denizciler gününün tüm denizcilere kutlu olmasını diliyor…
Dedelerim, babam ve diğer yakınlarım başta olmak üzere dönüşü olmayan çok uzun bir yolculuğa çıkmış olan tüm denizcilerimize de Allah’dan rahmet diliyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun!









32. Uluslararası Dereli Kümbet Kültür ve Sanat Festivali
26.06.26’DA NİKÂHLAR TARİHİ İSKELEDE KIYILACAK
GİRESUN BELEDİYESİ’NDEN ASFALT SEFERBERLİĞİ
Pazarsuyu Mahallesi
Giresun’a İki Önemli Yatırım İçin Protokol İmzalandı
GİRESUN BELEDİYESİ’NİN SIFIR ATIK ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
KENTE GELİŞİM SAĞLAYACAK VİZYON PROJELERİ ÖNE ÇIKTI
