Giresun Sanat

FOTOĞRAFLARDA KALAN ”güvey atma”

FOTOĞRAFLARDA KALAN ”güvey atma”
Gürsel EKMEKÇİ( gursel@sanatlayasam.net )
15 kez
28 Temmuz 2022 - 1:08
Kimileyin bu bile ”dert” olur şehrimizde. Şikâyet konusu edilir. Sahildeki kaldırımlara fındık mı serilirmiş? İnsanlar nasıl yürüsün’müş?
Ne diyip de geçmek lazımdır, susmamak nasıl becerilir, vallahi bilemiyorum?
Sanki her işimiz tamdır, bi budur yanlış yapılan!
****
Fındık zamanı yaklaştı.
1 ay kaldı-kalmadı, bu konunun Giresun‘da yeniden ”ana gündem” olması yakındır. Keşke fındığım olsa, sahilde kurutsam ben de. (Vallahi parasında diğilim işin, bizim dünyada oluş nedenimiz başkadır, para dediğiniz nedir?)
O gecelemeler, yağmurdan korumalar, tırmıkla alt üst etmeler, yönünü güneşe çevirmeler. Fındığın başında gece karanlığında çay-kaave içmeler, gerekirse arabalarda uyumalar. Bizlere destansı gelen yanı budur işin. Hepsi birer şiirdir…
Üzgünüm. Hiç tadlarını bilemedim. Birileri davet etse, yemin olsun bi gece nöbetine eşlik etmek isterim.
****

 

Oysa sahilimizin kaldırımlarına serip fındık kurutmak, şehrin belki de en eski geleneğidir. Fotoğraflanabilmiş halleri 150 yıllıktır. Sizler deyin, aslı astarı belki 5 asırlık?
Aşağı-yukarı hep şu zaman diliminde, Ağustos ayı civarında, her yıl rastlamadık mı bu manzaraya? Bununla doğup, bununla büyümedik mi? Kökümüz hangi dedelerimize dayanıyorsa, onlar için de aynı diğil miydi tahminen vaziyet?
Daha bundan köklü kent mirası mı olurmuş!
Ne mutlu bize!
****
(Güzeldir çok güzel, kulp takanın aklına şaşarım. Ula hepsini tükettik, bi tane essahtan geleneğimiz kaldı, ona bile muhalifiz)
****
Ağustos sonu diye göynümün en gözde yerinde duran o güzelim tarih, eski Giresun’umuz için plajlara yavaştan ”elveda”, Giresunspor‘umuzun lig maçlarına hafiften ”merhaba” demek idi aynı zamanda.
Deniz dönüşlerinde, maç gidişlerinde o kaldırımlardan mutlaka yürüyerek geçilirdi. Yakın bi zaman sonrası sonbahar, Eylül’ün ikinci yarısıysa doğrudan kış demekti o yıllarda.
Vedalaşılırdı yaz mevsimiyle bi nevi, bol bol yürümelerle.

 

****
Fındık sanırım çok idi. İnsanların gözleri sanırım tok idi. Geçip giderken eğilip, o hiç tanımadığın insanların fındığından bikaç tane yiyebilmek, ayıp diğil idi asla. Hele biz ufaklıklara; ”al oolum, gine al bakim, çekinme” derlerdi mutlaka peştamallı teyzelerimiz. Günde, belki10 kilo fındığı gelen geçene ikram etmekten rahatsızlık duymazlardı.
Ulu gönüllüydüler hepsi. Göz hakkı nedir bilendiler. Nasıl katlanayım ki, o peştamalların deseni ola ola Trabzonspor’a forma oldu, bizim takıma diğil!
Ayıp günahtır yahu! Ne alakadır!
****
(Şimdilerde, üreticinin bi avuç fındığı hediye etmekten kaçındığı, yoldan geçen vatandaşınsa göz hakkı diye bişey düşünemediği şehir, fındığın başkenti diğil, anca zurnasının son deliğidir. Şehrimi bu duruma düşürdüler. Fındık neden artık o denli bol diğildir acaba? Bu hangi ekonomik sistemin politikasıdır? Başka ne diyeyim?)
****
Deniz kenarında, dağından-martısına, balığından-kayığına, dünyanın en eşsiz manzaralarının biri eşliğinde fındık kurutmak kadar güzeldi Giresun Atatürk Stadyumu. Bencileyin bi de İnönü Stadı’nı bilirim böyle denize bakan. Allah’ıma şükür ikisinin de çocuğuyum.
Dünyada başka var mıdır bu denli güzeli?
Duymadım, görmedim, denk gelmedim.
****
İşte o stadyumu yıktılar.
Hiç kimse yalandan yere uyduruk şiirler-kıytırık yazılar yazıp martaval okumasın bana, Giresun Atatürk Stadı’na dair.
Yapaylıklarınıza inanmam, sahte sözcüklerinize prim vermem. Ağıtlarınız bile yalancıdır!
****
O büyülü yıllardan gelip, bugün düştüğümüz zavallılık ise şöyle bi şeydir; kaldırıma eğilip fındık alamazsın, başında nemrut suratlı bi herif durur kesin! O eski gül yüzlü teyzeler yoktur artık. Hem zaten sen de kıyamazsın, baksana hiç fındığı olmamış gariplerin bu sene der, üzülürsün.
Karşı kaldırıma geçip maça gidemezsin, anılarını yıkmıştır birileri, sormadan-etmeden! Bu nasıl bi cürettir? Dünyanın başka hiçbi şehrinde görülmemiş? Eh, bi çuvaldız da kendine batıracan tabi. Dişlerin eskisi gibi mi, nasıl gıracan o fındığın gabuğunu da yiyecen çıtır çıtır? Gocadın ya artık oolum!! Sen kendin de eski sen misin ayrıca? Bu kentin ruh hastası insanları senin de ayarını bozmadı mı? Yediğin kazıklar yüzünden sen de herkese kem bakar olmadın mı?
”Bi fındığın içini yârimden ayrı yemem” diyebiliyon mu artık? Bağlama çalmayı bırakmadın mı? Bi vefalı yar mi kaldı, türkü söylemeye?
Şehrin bütün trenleri kaçmadı mı?
****
En güzeli şehrimin bi ”güvey atma” türküsüne binip gitmektir buralardan;
-Al perde yeşil perde
Sen goydun beni derde
Ayaküstü duramam
Seni gördüğüm yerde.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
ANKET

Sitem nasıl?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...