PAZAR’LIK
candan öte dostum Ertuğrul Yalçın klas adamdır, üst düzey insandır, elit heriftir..
hele entelektüel birikimi?
bu gidişle; İzler’in yönetimini teslim edebileceğim ilk isimdir..
Allah nazardan saklasın..
***
kardeşimin dergideki işlevi, kitap tanıtımıdır.. her defasında bizi canevimizden vuracak bir kitapla çıkagelir..
kendiliğinden oluşan bir teamüldür.. dergi, Ertuğrul ile başlar epeydir..
temmuz sayımız Sinem Us’un Eczanedeki Kırmızı Dolap adlı kitabı ile başladı..
***
eczaneleri konu edinen kitaptan öğrendim ki, tiryak afyon demekmiş.. tiryaki sözcüğünün anlamını da anımsamış oldum böylece..
nedir? aslında iyi bişi değildir.. yani? alkol tiryakisi olunur da kitap tiryakisi olunmaz normalde..
anımsadım az düşünüp.. eskiden tiryaki sıfatı olumsuz bişiydi.. zamanla çift anlamlı oldu..
di mi?
***
bakın Sinem Us ne diyo Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinden alıntı ile;
“öyle gür bir orman yapısına sahiptir ki Anadolu, van’dan yola çıkan bir sincap ayağı yere değmeden bir meşe ağacından diğerine atlayarak İskenderun Körfezi’ne ulaşır”…
(bunu da ben diyeyim bari.. Allah belasını versin ormanlarımızı, denizlerimizi, tarım ve hayvancılığımızı yok etmeye çalışanın)
***
ne güzel bir ayrıntıdır.. eczanelerde doğum sandığı varmış bir zamanlar.. doğum anında gerekli olan tüm ilaçları ve malzemeleri içerirmiş.. oksijen tüpü dahil..
son örneğim şu olsun kitaba ilişkin.. ünlü tiyatro sanatçsı ali poyrazoğlu’nun babası da eczacı imiş.. normalde Giresun’a gelirken eczane açmak için, çay içmeye uğradığı başka bir Karadeniz yerleşim biriminde kalmış..
büyük oyuncudur ama hiçbi zaman sevemedim ali poyrazoğlu’nu.. buraya gelmedikleri iyi olmuş!!!!
***
Sinem kardeşimizin anlattıkları çok değerli ama yazarlık yönü biraz sorunlu.. okudum, beğendim, sevdim, hepinize salık veririm fakat keşke başkası yazsaydı bunları dedirtti bana..
tamamen uydurukçu bir misal vereyim.. diyelim Sunay Akın.. yazıya Nazım Hikmet ile girer, oradan bir vapur geçer, Venedik rotalıdır, dönemin papa’sı ile kamarotlardan birisi kuzendir, işte o ötekisinin bacanağı Zülfü Livaneli’nin babası ile tanışmıştır, karlı bir kış günü kayın ağaçları alım satımı olur, al sana karlı kayın ormanı..
Nazım Hikmet, Boğaz’dan geçen vapura ne zaman binecek diye beklerken, Sunay Akın bize dünya turu artırır..
Ve o Boğaziçi’nde bir sandala geri bırakır.. tesadüf işte, sandalda Sait Faik ile Orhan Veli balık tutmaktadır..
Sinem Us’ta bu yok işte..
***
ayıptır söylemesi, benim de tam Sunay Akın’lık bir hatıram vardır..
o zamanki hayat arkadaşım Berrin ile vedalaşıp salya sümük askere gittimdi.. ortak kankimiz Nalan’dan bir mektup geldi kışlaya..
“Apooo, bak ne oldu? Ortaköy’de oturmuş bira içiyorduk senin için.. bir kayık geçti, Berrin yazıyo.. iki dakka sonra bir kayık daha, Apo yazıyo.. bu kadar mı denk gelir”…….
bütün aşklar tatlı başlar, tam olarak budur..
ama.. fakat.. o kayıklar 1993 yılında battı..
yazık oldu..
***
aziz ve muhterem kardeşlerim,
cümleten sağlıklı pazarlar dilerim.. önce Gök Tengri’mize sonra Türk hekimlerine emanet olunuz..
ord prof dr gürsel ekmekÇi




GİRESUN BELEDİYESİ’NDEN YAZ AYLARINDA YOĞUN İLAÇLAMA MESAİSİ
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü Anma Programlarına Davet
Giresun’da 15 Temmuz Hafıza Durağı Açıldı
BULANCAK SAHİL PARK’TA BASKETBOL RÜZGARI
GBŞT, AKÇAABAT’TA AYAKTA ALKIŞLANDI
BULANCAK’TA YAZ SPOR OKULLARI YOĞUN KATILIMLA AÇILDI
‘Aya Sihirli Yolculuk’
