Giresun Sanat

Haftanın Kitapları

Haftanın Kitapları
7 kez
09 Mayıs 2021 - 13:04

Özkan Saçkan’dan Haftanın Kitapları…

Yalınlık nasıl yakalanabilir?

Ali Saydam’dan Algılama Yönetimi. Karmaşık toplumsal tutumların sergilendiği Türkiye gibi inanılmaz dinamik bir ülkenin insanı karşısında yalınlık nasıl yakalanabilir? Öyle bir yalınlık ki üretim, ilişki biçimleri, anlama, kavrama kapasiteleri, kültürel yapı taşları birbirlerinden tamamen farklı üç dalga insanının (tarım, sanayi, bilgi toplumu) ortak algı tanjantlarına değsin ve algılama yönetimine kapı açabilsin! Bir dönem elitizm horlandı ve aşağılandı. Eğitim sistemi de siyasileştirildiği ve popülarize edildiği için, her türden ürün ya da hizmetin üretim kültürüne yüzeysellik ve bir tür sığlık egemen oldu. Derinlik giderek azaldı, önemini yitirdi. Derinleşmeyi elden bırakmak istemeyenler ise ‘entel-dantel’ olmakla suçlandılar. (Remzi Kitabevi)

Yıkılmadan önce son bir isteği var

Ozan Kırıcı’dan Akl-ı Selim Apartmanı. Yüksek bina yığınının ortasında kalakalmış Akl-ı Selim Apartmanı, içinde barındırdığı on daireyle birlikte yok olmanın eşiğindedir. Deniz manzarası önüne çekilen binaların ardında kalmış bu apartmanın, yıkılmadan önce son bir isteği vardır: Apartman sakinlerinden birinin ruhunu yanına almak. Apartmanın yaratıcısı Selim Bey’i yıllardır gören olmamıştır ve en üst kattaki dairesinin kapısı da o ortadan yok olduğundan beri kapalıdır. Elektriklerin gidip geldiği, katran benzeri kanın apartman sahanlığına sızdığı o gece, akıllarını yitirmenin eşiğindeki apartman sakinleri bir şeylerin ters gittiğini anlasalar da Selim Bey’in planını ve olacakları tahmin edemezler. Çünkü onun varlığı bu apartmanın demirine, çimentosuna ve borularına kadar işlemiştir. (Kanes Yayınları)

İnsan olmanın anlamı

Antoine de Saint-Exupery’ten Savaş Pilotu. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Fransız Hava Kuvvetleri Keşif Grubu 2/33’te görevli Yüzbaşı Saint-Éx ve mürettebatı imkânsız bir göreve gönderilir. Savaşın çoktan kaybedildiğini ve toplayacakları istihbaratın kimsenin işine yaramayacağını bilmelerine rağmen askeri hiyerarşinin emirlerine uymak durumundadırlar. Alman tanklarının yerini bulmakla görevlendirilmiş pilotlar, savaş denen, duygudan yoksun bu makinenin çarklarının arasına sıkışmış sivillerin yıkımdan kaçışına tanık oldukça insanlığın kaderini ve insan olmanın anlamını sorgulamaya başlar. (Alfa Yayıncılık)

İnsanın aşk ve onurunu korumak için

Ahmet Ümit’ten Başkomser Nevzat 3 – Davulcu Davut’u Kim Öldürdü? Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Ne garip değil mi polis? Ben sahte peygamberlerden medet umdum, satanist kardeşim şeytandan medet. (Yapı Kredi Yayınları)

Dünyanın sesini duymaya ihtiyacı var

Peter H. Reynolds’tan Bir Şey Söyle! Dünyanın senin sesini duymaya ihtiyacı var. Bir şey söyle! Kelimelerinle, sanatınla, müziğinle, şiirinle, cesaretinle ya da sadece varlığınla! Ve unutma, yürekten olduğu sürece söylediklerin mükemmel olmak zorunda değil! Çocukluğun Ozanı yazar yine ilham veriyor, iyileştiriyor, değiştiriyor, dönüştürüyor… (Altın Kitaplar)

Bir eğitimcinin kapsamlı bakış açısı

Ayşe Sarızeybek’ten Tek Gerçek Sensin. Geleneksel eğitim sisteminden kalıpları yıkan, yıkmak zorunda olduğumuzu hatırlatan, kendini aramadan bulamayacağını sunan çok etkileyici bir kitap. Sisteme öğrenci yetiştiren saygın eğitim kurumlarında, yönetici olarak yıllarca emek vermiş bir eğitimci olan yazar, kendini bulma ve hayatı anlamlandırma kitabını yazarak, içimizdeki gerçek potansiyeli açığa çıkarmanın tekniklerini hikâyelerle sunuyor. Bilinç evriminin kıyısında olduğumuz bu günlerde, bu ruhani yolculuğu hayatını eğitime adamış bir eğitimcinin kapsamlı bakış açısından dinlemek hepimize iyi gelecek! Kitap, her şeyden önce bunu fark etmelisin! (Artemis Yayınları)

Baba, iki çocuğu arasında nasıl seçim yapar

Larry Tremblay’dan Portakal Bahçesi. İkiz kardeşler, Amed ile Aziz… Etrafı dağlarla çevrelenmiş, savaşın tam ortasındaki isimsiz bir ülkede anne babalarıyla yaşayan iki çocuk. Dağların öte tarafında köpekler yaşıyor, yani düşmanları. Bölgenin savaşçı liderlerinden biri bir gün babalarını ziyaret eder ve kana kanla yanıt vermek için çocuklarından birini savaşta feda etmesini ister. Baba Zohal çıkışı olmayan bir ikileme düşer. Anne Tamara ise bu isteği kabullenemez. Üstüne üstlük Aziz kanser hastasıdır. Zaten ölüme mahkûmdur. Baba, biri hasta diğeri sağlıklı iki çocuğu arasında nasıl seçim yapar? Akıldan geçirilmesi bile mümkün olmayan böyle bir isteği nasıl kabul eder? (Bilgi Yayınevi)

Sıradanlığın içindeki ironinin romanı

Burcu B. Bilgin’den Alo Anne Benim Ben. Kedisi Kafka ile Cihangir’deki Huzur Apartmanı’nda yaşayan gazeteci Demiray Aydemir’in karnavalesk hikâyesi. Yönetici emekli albay, tuhaf bir apartman görevlisinin tuhaf ailesi, maço bir futbol antrenörü, bir transseksüel, eski bir Yeşilçam yıldızı ve asla bir araya gelemeyeceğini düşündüğünüz birçok insan, hiç akıllarına gelemeyecek bir yerde, hiç düşünmedikleri bir anda buluşuyor. Tesadüfün planlanmış olabilme ihtimalini aklınızdan çıkarmamanız gerektiğini görüyorsunuz. Kitap, uyumsuzluktan doğan uyumun, kaosun güzelliğinin, sıradanlığın içindeki ironinin romanı. (Dağhan Külegeç Yayınları)

Coco Chanel’in yaşam öyküsü

E. Yeliz Rüzgar’dan Mana Ruhun DNA’sı Hiçbir Şey Tesadüf Değil Bu Bir İşaret. “Bazı insanlar lüksün fakirliğin karşıtı olduğunu düşünüyor. Oysa lüks, bayağılığın karşıtıdır.” Coco Chanel. Talihsizliklerle başladığı hayatına gösterişli, ışıltılı ve kalabalık bir dünyada devam etti Coco Chanel… Elinden hiç düşürmediği makasıyla modaya, kadına ve özgürlüğe yön verdi. Kıyafette ve 20. yüzyıl kadın stilinde bir devrim yarattı. Onun hedefi sıradan bir terzi olmak değil yüzyıllarca adını taşıyacak ve özgür kadın imajına hitap edecek bir marka yaratmaktı. Bunu başarmak için verdiği mücadelede hiç pes etmedi, hiç yorulmadı, sadece çalıştı. Coco Chanel’in ilham veren çalkantılı ve moda tarihini değiştiren kararlara imza attığı yaşam öyküsünü soluksuz okuyacaksınız. (Destek Yayınları)

Tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı inceleniyor

Ayşe Nükhet Adıyeke’den Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi. Girit kültürü kendine özgüdür. İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır. Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklenmiştir. Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı. Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu. Akademisyenler Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit tarihi çalışmalarının son ürünü olan kitapta, bu derin tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceleniyor. (İş Bankası Kültür Yayınları)

Kadın gelişiminin öyküsü

Anais Nin’den Dört Odalı Kalp. Yazar, serinin üçüncü kitabında Perulu şair Gonzalo Moré ile ilişkisinden ilham aldığı bir aşkı yazıyor. Rango bakır tenli, gözleri kömür karası bir gitarist. Müziği damıtıyor sanki bu adam. Aşıkların içtiği iksiri başkaları değil, kendileri hazırlar. Djuna kapılıp gidiyor Rango’nun müziğine. Kiralık bir tekne oluyor aşk yuvaları. Ancak adamın eşi Zora var bir yanda, üstelik kadın hasta. Rango ile Djuna’nın arasındaki çekim ise kaçınılmaz bir kaza âdeta. (İthaki Yayınları)

Nişanlılık kadar güzel ne var

Haydar Ergülen’den Nişanlılar İçin Şarkılı Alfabe. Yazar kitabında; A’dan Z’ye, Aşk’tan Devrim’e, Cumartesi Anneleri’nden Neşet’e, Nar’dan Üzüm’e ve Zeytin’e, Eskişehir’den Napoli’ye, Üç Fidan’dan Gezi’ye, Karantina’dan Göçmen’lere… Otuz iki kısım tekmili birden bildiğimiz (i sandığımız) bütün kavram ve kelimelere yazarca karşılıklar veriyor. Şiirden yola çıkan, hatıralarda duraklayan, günceli kuşatan yepyeni bir lügatçe. Nişanlılık kadar güzel ne var? (Kırmızı Kedi Yayınları)

Sinemanın içinde yer alıyor

Metin Belgin’den Renkli-Türkçe SineMasal. İlk kez, 1971 yılında sahneye çıkan yazar, o tarihten beri oyuncu ve yönetmen olarak tiyatronun içinde. Yanı sıra, kırk yıldır da seslendirme yapıyor, dizilerde oynuyor; oyuncu, yapımcı ve senaryo yazarı olarak da sinemanın içinde yer alıyor. İşte bu kırk yıllık anılar, kitapta modern bir meddahın kaleminden dile geliyor… Sonunda kendimi mikrofonun karşısında buluyorum. Şu arkadaki adam sensin diyor yönetmen. Ben miyim? Titrediğimi belli etmemeye çalışarak perdedeki Şu adamı arıyorum, heyecandan adamın yüzünü bile göremeden, kim olduğunu anlayamadan sahne bitiyor, yine ters görüntü, amors dedikleri… (Literatür Yayıncılık)

Ne ararsanız vardı rengârenk sokaklarda

İrem Altuğ’dan San Francisco Kafası. İrem ve Burcu, 2000 senesinde ceplerinde topu topu 300 dolar ile dünyanın öbür ucunda bir şehre gitmeye karar verdiler. Ne kalacak yerleri, ne de tanıdıkları vardı; iki kişilik bir yalnızlıkla yola çıkmışlardı. Kente vardıklarında, masmavi gökyüzüne uzanmak için yarışa girmiş ihtişamlı gökdelenler onları karşıladı. Her yaştan, her ırktan, her tipten ve her tuhaflıktan insana kapılarını açmıştı San Francisco. Takım elbisesinin altında pembe topuklu ayakkabılarıyla yürüyen amca mı, vücudunda dövdürecek yer kalmayınca, yüzüne dövme yaptıran genç kız mı, çıplak bedenine file bir elbise geçirmiş gezen abi mi? Ne ararsanız vardı rengârenk sokaklarında. Ancak hayallerini gerçekleştirmek için geldikleri bu çılgın şehir öyle herkesi hemen kucaklamıyordu. Direnmek, çalışmak ve bazen de San Francisco’yu kafaya almak lazımdı! (Mona Kitap)

Eski düşmanlıklar, katliamlar, ihanetler

Yeşim Aslan’dan İsli Çocuklar: Maya. Yazar, kitapta kıyamet sonrası hayatta kalmış insanların suyla, toprakla ve havayla kurdukları etkileşim sonucu birbirlerinden ayrışmasını ve aralarındaki ezelî-ebedî savaşı kimi zaman fantastik, kimi zaman distopik öğeler kullanarak anlatıyor.

Maya’nın dünyayı yeniden yaşanılabilir kılan gücü, Dualık adlı büyücü okulunun ulusu Şah Bilge’nin elindedir fakat tılsım söner ve kıtlık baş gösterir. Doğu İmparatorluğu’nun koruyucusu Dualık ve Şah Bilge’ye olan güven sarsılır, yerine kardeşi Deli Bakır’ın geçmesi beklenir. Ta ki Şah Bilge genç bir kızı işaret edene kadar… Eski düşmanlıklar, katliamlar, ihanetler… İnsanın kadim zamanlardan bu yana doğayı tarumar edişi ve bitmez tükenmez, arzu dolu iktidar hırsı… (Mundi Kitap)

Travmalarınızı ve ruhunuzu iyileştirmeye çağırıyor

Ayten Zara’dan Ruhu İyileştirmek. Yaşam ve ölüm, kendini gerçekleştirme yolculuğu, hayatın anlamı, özgürlük ve yalnızlık, sevgi özlemi ve şiddetin sonuçları insanlığın en derin sorunlarıdır. Yazar, okuyucuyu kendisinden ya da hayatından memnun hissetmediği zamanların sebepleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Üşüdüğünüzde veya yapayalnız hissettiğinizde bunun tek bir nedenden kaynaklanmadığını; yokluk, yoksunluk, sevgisizlik, nefret ve şiddet kaynaklı olabileceğini kişisel ve akademik tecrübelerinden yola çıkarak anlatıyor. Sizi, travmalarınızı ve ruhunuzu iyileştirmeye çağırıyor. (Nemesis Kitap)

Gönüllerin ve akılların karışacağı bir macera

Henry James’tan Aspern’in Mektupları. Yazar, eskiden beri bir cazibe merkezi olan İtalya’da geçen bu küçük romanında okuru Venedik’te sıra dışı bir yolculuğa çıkarıyor. Amerikan edebiyatının en önemli ozanlarından birinin hayatına merak salan bir editör, inzivada yaşayan ama gençliğinde ozanla büyük bir gönül macerası yaşadığına inanılan bir hanımefendiyi kandırıp elindeki büyük ustaya ait mektupları almaya niyetlenir. Kendisini zengin bir kiracı olarak göstererek, bu hanımefendinin evine giren genç adamın aslında bir başka kadını daha etkilemesi gerekmektedir. Böylece sıcak Akdeniz güneşi altında, aheste yaz mevsimi boyunca, Venedik kanallarında, meydanlarında ve görkemli saraylarında yaşanan, kimin kimi kandıracağının belli olmadığı, gönüllerin ve akılların karışacağı bir macera ortaya çıkar. (Sia Kitap)

Kapitalizm nasıl sona erecek?

Wolfgang Streeck’ten Kapitalizm Nasıl Sona Erecek? Aksayan Bir Sistem Üzerine Yazılar. Çağdaş siyaset ve ekonomi uzmanı yazara göre dünya değişmek üzere: İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde bir araya gelen demokrasi ile kapitalizm yavaş yavaş ayrılıyor. Bir zamanlar finans sektörünün aşırılıklarını kısıtlayan düzenleyici kurumlar çöktü ve Soğuk Savaş sonrası kapitalizmin nihai zaferinin ardından, piyasaların liberalleşmesini geri alabilecek hiçbir siyasi kurum yok. Kapitalizm artık kritik bir durumda. Büyüme yerini durgunluğa bıraktı; eşitsizlik istikrarsızlığa yol açtı ve para ekonomisine olan güven neredeyse tamamen ortadan kalktı. Dünya azalan büyüme, oligarşik yönetim, küçülen bir kamusal alan, kurumsal yozlaşma ve uluslararası anarşiyle tanımlanır hale geldi ve bu hastalıkların tedavisi yok. Peki, kapitalizm nasıl sona erecek? Bir patlamayla mı yoksa bir inlemeyle mi? (Tellekt Yayınları)

Bir suçluyu daha yakalamak

Ahmet Ümit’ten Başkomser Nevzat 1 – Çiçekçinin Ölümü. Yazar okurlarının zihinlerinde canlandırdığı dünyası bu kez çizgi dünyamızın iki ustası İsmail Gülgeç’le Aptülika’nın kareleriyle hayat buluyor. Yazarın polisiye roman ve öykülerinin efsanevi kahramanı Başkomser Nevzat, bizi bu üç çarpıcı macerada, yardımcıları Komiser Ali ve Kriminolog Zeynep’le beraber İstanbul’un kadim semtlerinden farklı toplumsal yaşantıların dünyasına, insanın aşk ve onurunu korumak için neler yapabileceği ile yüz yüze getiriyor. Her katilin bir hikâyesi vardır. O hikâye ki size insanı anlatır. Bir suçluyu daha yakalamak… Bataklıkta sivrisinek avladığının farkındaydı… Polisliğin insan öğüten bir meslek olduğunu çoktan fark etmişti…

İyi de polislik gerçek anlamda bir iş mi? Başkomser Nevzat. (Yapı Kredi Yayınları)

Hatay’ı geri alma süreci

Serhan Ada’dan Türk – Fransız İlişkilerinde Hatay Sorunu 1918 – 1939. “20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan dünya savaşlarını aslında 21 yıllık bir mütarekenin böldüğü tek bir büyük savaş saymak doğru olur. Yenilen devletlerin çoğu eskiden egemen oldukları ülkeleri geri almak istediler. Türkiye ise Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte bütün Yakındoğu topraklarını yitirdiği halde, bunların üstünde hiçbir iddia ve talepte bulunmadı; Misak-ı Millî’yle tanımlandığını öne sürdüğü ülke sınırlarıyla yetindi. 1936-1939 döneminde Fransız mandası altında kalan Hatay’ı alması ise olağanüstü koşullarda gerçekleşen istisnai bir olaydır. Yazar bu gelişmeyi genel olarak, dünya savaşları arasındaki yılların Türk-Fransız ilişkileri bağlamında bütün ayrıntılarıyla inceliyor. Şunu da eklemeliyim ki, Hatay’ı geri alma süreci, yalnızca bir dış politika sorunu olarak değil, o dönem Türkiye’sinin genel yönetim anlayışı bakımından da büyük önem taşımaktadır.” –Mete Tunçay. (Alfa Yayıncılık)

Planlar yapar, hileli yollara sapardı

Miyase Sertbarut’tan Karne Hediyesi At Kestanesi. Babası, Suphi’ye her dönem sonunda karne hediyesi olarak at kestanesi toplardı. Anlayacağınız biraz tuhaf bir adamdı. Ama Suphi de pek normal sayılmazdı, çalışmadığı hâlde sınavdan en yüksek notu alacağını umardı. Her sınav öncesi kurnazca planlar yapar, hileli yollara sapardı. Bu nedenle başı beladan hiç kurtulmazdı. Taaa ki okul müdürü onu odasına çağırana dek… Suphi’yi seveceksiniz çünkü Suphi sizden biri, ya önünüzdeki sırada oturuyor ya arkanızdaki. Aman dikkat, yanınızda oturuyorsa işte o zaman yandığınızın resmi! (Altın Kitaplar)

Dokunaklı hikâye sevenler için

Gizem Hacımuto’dan Sofraya Bir Tabak Daha Koy. Eski bir apartmana bir şehrin kaç farklı sesini sığdırabilirsiniz? Kaç rengini? Kaç hatırasını? Reçeli bir türlü tutturamayan Aysel, çorba içemeyen Melih, mücver yapamayan Erol, pilav pişirmekten kaçan Zeliha, köklü bir ailenin kızı sıfatıyla mutfağa hiç girmemiş ama günü geldiğinde kendisini yapayalnız bulmuş Şara Hanım, hiçbir tadı ayırt edemeyen Sinan, hiçbir kekin tarifini istediği gibi hayata geçiremeyen Nilgün, herkesin matemine helva yetiştirirken yeteneklerini acısı karşısında kaybeden Necibe… İlginç, değil mi? Ama mesele çok daha derinlerde. Dokunaklı hikâyeleri sevenleri bu kitapta duygu yüklü bir yolculuk bekliyor… (Bilgi Yayınevi)

Mistisizmle örülü bir aşk hikâyesi

İvan Turgenyev’den Klara Miliç. Döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılan yazarın önce “Ölümden Sonra” ismiyle yayımlamayı düşündüğü ancak ispritizma suçlamalarına maruz kalacağını düşünerek ismini değiştirdiği öyküsü kitap yazarın son dönem eserlerinden biridir. Sabahattin Ali’nin de Kürk Mantolu Madonna romanında atıfta bulunduğu kitap, başka bir deyişle ölümden sonra başlayan, mistisizmle örülü bir aşkın hikâyesidir. (Can Yayınları)

Kariyer, sağlık, aile ve hayat hakkında

Maye Musk’tan Bir Kadın Plan Yaparsa. Hayatta tüm olan biteni kontrol edemezsiniz, ama hayalini kurduğunuz yaşama her yaşta sahip olabilirsiniz. Tek yapmanız gereken şey, iyi bir plan… Yazar çarpıcı ve sıkı örülmüş bir aile ve arkadaş çevresine sahip, şık, büyüleyici, uluslararası bir süper model… Ve 71 yaşında. Ama hayat onun için her zaman kolay ve ışıltılı değildi. 31 yaşındaki bekâr anne, üç çocuğunu yoksulluk içinde geçindirmeye çalışırken, büyük beden mankeni olarak kilo sorunlarıyla başa çıktı, modellik endüstrisindeki yaş ayrımcılığının üstesinden geldi ve yaşamı boyunca saygın bir diyetisyenlik kariyeri sürdürdü. Bu kitap hayatınızın belirli dönemlerinde yaptığınız seçimlerin ilerleyen yıllarda nasıl da şaşırtıcı ve heyecan verici şekillerde size birer mükâfat olarak geri döneceği konusunda zihninizi aydınlatacaktır. İçtenlikle kaleme alınmış kullanışlı bir rehber sayılabilecek bu kitap, kariyer, sağlık, aile ve hayat hakkında tavsiyelerle dolu… (Destek Yayınları)

İkimizden ibaret bir dünya

Bilgehan Uçak’tan Akşamlar Artık Serin. Bu serseriyle alıp başımı gitmek istiyorum! Küçücük bir sahil kasabası belki, beyaz sıvalı bir ev. Belki romanlardaki gibi, kış günü yaz otelleri. Kalorifersiz. Birkaç parça eşya, duvarlarda tablolar. Dolapta battaniyeler. Herkes dedikodumuzu yapacak: Aramızdaki yaş farkı, küçümseyen bakışlar, bıyık altında gülümsemeler… Biz meydan okuyacağız. Elinde iki demet çiçekle gelecek! Sahir Kırtay konuşacağız yatakta, kimse anlamayacak bizi. Bazı geceler, o korkunç yalnızlığımızdan bir an olsun kurtulmak için sevişeceğiz. Sonra, beraberken bile aşılması mümkün olmayan o yalnızlık kuşatacak. İkimizden ibaret bir dünya. (Everest Yayınları)

Yaşamın yolunda menzile yürürken

Aydın Baykara’dan Aynasız İnsan. Yazar’ın, insanın zihinsel ve toplumsal yaşamı üzerine yayımlanmış iki kitabı var. Kitap ile bu defa yazar, bireyin davranış ve istencini tutsak alan içsel olguları konu alıyor. İnsanın, yüzeyin altındaki gerçek dürtüleri ile yüzleşmemesini öz eleştirel bir üslupla hicvediyor. Yaşamın yolunda menzile doğru yürürken nasıl tek yönlü kulvara sokulduğumuzu şiirle anlatıyor. Bu kitapta teması (Yunus Emre’nin deyişiyle) insanın kendini tanıması, bilmesi olan ikinci tür (didaktik-eleştirel) şiirler ağırlıktadır. Kitap, bunların yanında lirik şiirler ve deneme olarak, gülümseteceğini umduğum, alışılmadık türden beyitler, dörtlükler de içermektedir. (KDY)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
ANKET

Sitem nasıl?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...